Bir Tek “M”
Balkonun sert zeminine serdiği örtünün üzerine uzanmış, yıldızları seyrediyordu. Herkes uykudaydı.
Dört kat aşağıda bir arabanın tekerleğinin yanına bir kedi çökmüştü. Öteki arabanın altındaydı. Yolun üstünde iki kedi daha oturuyordu karşılıklı. Telefon direğinde, balkon kenarlarında kediler beliriyordu. Her yönden birer ikişer kediler çıkıyordu. Acı acı miyavlamaya başladılar. Kimisi aşkını ilan ediyor, kimisi diğerini kavgaya çağırıyordu. Miyavlamalar çığlığa dönüştü, çığlık atan kedilerin sayısı arttı. Dakikalarca susmadılar. Sesleri boş sokaklarda yankılandı. Bir kedinin bu kadar derdi olabilir miydi?
Yıldız saymak kafa bulandırıcı bir işti. Bir kere saydığın yıldızları unutmaman gerekiyordu. Ama gökyüzü o kadar büyüktü ki bir kez gözünü kırpman başladığın yeri kaybetmene sebep oluyordu.
Sonraki gün Mercan ablaya gitti. Mercan ablanın çok büyük bir dürbünü vardı. O dürbününe başka bir şey diyordu. Yıldızlara onunla bakardı. Cem sorununun ne olduğunu anlattı.
“En büyük yıldızı seç” dedi Mercan abla ona. “Boş bir kâğıdın tam ortasına yerleştir ve sonra ki saydığın her yıldız için kâğıda bir nokta koy.”
Bu fikir ona çok mantıklı gelmişti. Ertesi gün başı önde geri döndü. “Kâğıda noktaları koydum” dedi. “Sonra kaç tane nokta olduklarına bakmak istedim. Kâğıt gökyüzü gibi olmuştu. Her tarafında nokta. Sayamadım…” Mercan abla gülümsedi. “O zaman nokta koymak yerine sayı yaz. Böylece noktaları yeniden saymak zorunda kalmazsın.”
Gündüzleri babasının dükkânında olurdu. Bu gece bütün yıldızları sayacağım diyordu kendi kendine. İçeriye bir kadın girdi. Cem’in düşüncelerini dağıttı. Bakışları kadına odaklandı. Beş kilo şeker istedi kadın. Babası siparişi alırken kendiside o an terazide tartıldı. Tam otuz kilo geliyordu.
Akşam oldu. Saymaya başladı. “1, 2, 5, 100…” derken bir yıldız gözüne ilişti. Çok büyüktü ve çok parlıyordu. En başta seçtiği yıldızla arasında bir fark olup olmadığını düşündü. Sonra o yıldızı bulamadı. Başka başka büyük yıldızlar buldu. “Olamaz” dedi. “En baştan.”
Kimi zaman gökte çok az yıldız olur. Sayabilirim dersin hemen. “Bir, iki, üç.” Bitti bu kadar. Gözün simsiyah göğe yoğunlaştıkça yeni yıldızlar belirir. Gözünü çevirdiğin her karanlık çizgide birkaç yıldız vardır. Anneannesi onun bu haline çok üzülürdü. Bir keresinde -Eğer yıldız saymaya devam edersen yüzünde yaralar olur- demişti. Cem günlerce yıldızlara bakmaya korkmuştu. Sonra aklına gelmişti. Üst kattaki küçük Selim’in de yüzünde yaralar vardı. Ama o sayı saymayı bilmiyordu ki yıldızları saysın. Hem Mercan Abla her gün yıldız sayardı, hâlbuki onun yüzü çok güzeldi. Mercan Abla bunun okuluna gidiyormuş. Okulu bitince bu işten para kazanacakmış.
Cem güldü. “Oooo,” yıldızlara bakınca para kazanılsaydı, şimdi kendisi zengin olmuşu. “Yazık o da fakir, çok parası olsun istiyor.”
Acaba beş kilo toz şekerde kaç tane şeker vardır. Kimin umurunda ki. O kadın beş kilo şeker istemişti. Hemen Mercan ablaya koştu. Mercan abla teleskopuna eğilmiş açık pencereden gökyüzüne bakıyordu. “Yıldızları tartabilir miyim” dedi Cem. Mercan abla Cem’e dönüp güldü. “Bilmem” dedi. “Belki de…” Sonra tekrar yıldızlara bakmaya devam etti. “Çok fazla yıldız var” dedi. “Eğer her bir yıldızda insanın hayatını güzelleştirecek tek bir şey saklı olsa -tabi onlarda çok daha fazlası var- dünya ne güzel olurdu.”
Otuz beş yıl sonra Mercan abla, rasathanedeki o çok sevdiği odasında Prof. Mercan Aydın olarak yıldızlara bakarken öldü. Cenazesine her meslekten çalışmalarını takip eden insanlar katıldı ve bir o kadar da dostu. Artık tam altmış kilo geliyordu. Mercan ablanın yıllar önce söylediği sözleri düşündü. Yıldızları hemen kendi yöntemiyle bir çuvala doldurdu. Babasının dükkânından getirdiği eskiyi tartıya koydu. Yıldızlar tam altmış kilo geliyordu.
oğuz atahan başaran

bana bir nehir ağla
Bana bir nehir ağla sevdiğim
Çünkü bir zamanlar benim,
Güneşe çekilirdi tüm küreklerim;
Ta ki aydınlık sonsuza çekene değin perdelerini.
Platonik kaybolunuş saptırımlarımda
Yörüngeme sokuldu yine, bir kaç yabancı sima;
Ve eşlik ettiler geceyle aramda ki yalnızlığıma,
Varlıklarını olağanca yadırgasam da.
Sevdiğim…
Sen kal, onlar gitsin…
Ve lütfen sevdiğim;
Bu gece yorganımdan çekilirken hayalin
Bana birkaç gülüşlük sen bırakabilir misin…
…
Şimdi güneş,
Kızgın bir kız çocuğunun mavi siyah saçlarında.
Omuzlarında ıslanamadığım her an için
Sevdiğim!
Bana bir ömür ağla.
bahar cebeci