
TAKOTSUBO
güler mapmavi timsahlar çünkü
çünkü insan bir fırsattır böbreklerine kadar
hmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
yapılabilecekler kısıtlı sanırım şiirde
v’evrende. evrenin insanı hasta eden bir yanı var.
bir de diğer yanı: sevgilinin yanâğı. pürüssüs, steril,
hijyenik. dönemin normlarına uygun yavrum.
uygun maaçup bir atın adını unutması gibi avucunda
koyu mavi yağması kanın, esmesi rüzgarın yelelerine
pardno bakar mısınız ablacım sen söyle allah aşkına
yakışmıyor mu israfile sur, beni melime bu kadın
âya şapka.
yakışmıyor mu sen söyle güzel kardeşim yakışmıyor mu
bu bel filan bulutlara, düşmesi filin hayvanat bahçesine
teşhise intak, bebelere balon
ndan sonra başına ne zaman kötü bir şey gelse beni hatırla
bu
hiç aklından çıkmayacağım anlamına gelir.
bir kara kopar da kıtalığını ilan eder: merhaba afrika
dirseğini süte banar siyah bir anne -termostat olur
deprem olur, yangın olur, sel ve diğer felaketler
olur, olur bunlar birbirimizi kandırmayalım
insan bir fırsattır böbreklerine kadar
ey mesela denizde sekmerek vakit kaybetmeyen taş!
koçum benim. devam böyle aynen, su da bitecek inan
kör olacağız güzel günler görmeden,
sanatın incelikli en incelikli sanatlarla yazılacak hipodromu
girişine o yakışıklı ayet:

“Soluk soluğa koşan atlara andolsun.”
Aslında iyiydik, yakışmamaya yakışıyorduk ne güzel
meğersem uzaylılar yokmuş bunu ben de bilmiyordum
sana var demiştim (canavar demiştim) afedersin çok
sanki adamın teki oturmuş şeyin ayarlarıyla oynuyor
mütemadiyen, geçmek bilmiyor bazı aylarda mayıs
gülsün kıskırmızı timsahlar belki isyan bir
bir fırsattır ne bileyim sarkıt markıt düşebilir kafalarına
yoldan geçenlerin /saplanır
o zaman deşer deşer alırız taaaaa mor ta sın dan hıncımızı işte
v’evde, okulda, parkta-
naylon maylon her şeylere sarıp marıp taşıyıp
götürürüz, götürürüz evelallah gecenin bivakti
dünyanın en huzur veren mezarlığına gömmeye
gülme!
annemi oldukça özlüyorum.
özgür göreçki