Mesut ŞAHİN

Gökkuşağını Kılıca Kın Yaptılar Bu linki sık kullanılanlara ekle

Cumartesi, Ağustos 14th, 2010

 

GÖKKUŞAĞINI KILICA KIN YAPTILAR

 

Her ne kadar savaş değil barış dese de şair, kılıca kın yaptılar gökkuşağını.

 

Çocukların renkli düşlerini de çaldılar sonunda. Daha adını bile doğru düzgün söyleyemeyen çocuklara silah tutup gökkuşağına ateş etmeyi öğrettiler. Gökkuşağı kurşunu yiyince yağmur da küstü ve yağmaz oldu artık.

Kurşunun ne suçu vardı ki insanlığa sıkıldı. Sağcı mıydı, solcu muydu, yoksa ülkücü mü?

Ya gökkuşağının suçu neydi?

Türbanlı mıydı? Emekli miydi yoksa işçi miydi? Ya da bir tarım işçisi miydi?

 

Çocukların rengine kurşun sıktılar, gökyüzü renksiz kaldı.

Yarına umutsuz bıraktılar daha düne kadar dünyada olmayanlar. Silah icat oldu mertlik bozuldu derler ya; silah icat olalı değil, silah çocuklara doğrultuldu mertlik bozuldu. Dünyanın mayası olan mertlik bozulunca dünyanın akordu da bozuldu.

Silah değildi dünyayı bozan; dünyayı bozmak için silahı icat eden insanoğlu.

Çocuklar da dâhil olmak üzere insanlar gün saymaya başladılar acaba hangi gün kendilerine sıra gelecek; hangi gün kendileri de savaşa dâhil olacaklar diye?

 

Gökkuşağını kılıca kın yaptılar. Yıllar savaş külleri getiriyor artık papatyalar yerine. Oysa hiç suçu yoktu onların. Tek suçları Ortadoğu’da dünyaya gelmiş olmaları. Tabii o da suç sayılırsa!

Başka bir suçları da yoktu. Ne teröristtiler ne de militan. Sadece dinimiz, dilimiz, bayrağımız dediler ve kurşunu yediler.

Gökkuşağı da kurşun renginde artık. Renkleri gitmiş.

Çünkü onun rengiydi çocuklar.

 

mesut şahin

Barış İçin Savaş Bu linki sık kullanılanlara ekle

Perşembe, Eylül 17th, 2009

Barış İçin Savaş

Yaşamak için Savaşmak gerekir sözünün söylendiği günden bu yana yaşamak, savaşmakla eş anlamlı olmaya başladı. Ve sonra da coğrafya atlasının yüzü sürekli değişmeye başladı.

Çoğu özelliği birbirine benzeyen insan toplulukları, birbirlerini katlettikleri sebepten de sonuç alamıyorlar üstelik. Zihinlerde dünyayı kucaklayan bir anlama sahip olan Barış, uygulamada sınıfta kalınca, deniz mavisine kan kırmızısı karıştı.

İnsanları Kızılderili dediler öldürdüler, siyah dediler öldürdüler, beyaz dediler öldürdüler ve hala da öldürmeye devam ediyorlar. Ta ki birinin ten rengi mavi oluncaya kadar da devam edecek gibi bu öl(dür)meler.

Savaşın suç olduğu, ama barışın savaştan daha az suç teşkil ettiği bir gezegen keşfedemeyen insanoğlu, keşfetse de yanında götüreceği ilk şey gene kavga olacak. O yüzden de yaşamak için savaşmak gerekiyor ve savaşmak için de yaşamak. Ucu sonu olmayan kısır bir döngü işte.

Silahın icadı, mertlik kadar barışı da aşırı oranda bozunca, barış kelimesi de literatürden kalkarak, görünmeme eylemine başladı. Ne zaman ki simitçinin gevrek sesi esir kamplarına girerse, o zaman lokavt ilan edilecek.

Yaşamak, artık var olabilmek için değil, bir hiç olan ve sonuçta da hiç elde edilebilecek olan savaş fiilinin gelecek zamanlı çekimini yansıtacak artık.

“Kuşların bile yuvası dalda, bu isyan kime bu feryat niye” diyen şair bile, savaşın felsefeyle duramayacağını anlamışsa, barış için tek şey kalıyor: SAVAŞMAK…

mesut şahin

aykIRI EDEBIYAT 11 eylül’2009 SAYI:57

h-aykIRabilenlere…

SAHİBİ: OKUYUCULARI

metah çakko, tarkan başer,

murat koçak, hikmet kızıl, efsun emel canpolat,

mustafa kemal sağlam, uğraş başsüllü,

özgür göreçki, özgür dikmen, mesut şahin

adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist.

emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com

SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR.




Powered by Aykırı Edebiyat | Aykırı Edebiyat tarafından yapılmıştır.