Aynadam

aynadam

Bir ayna… Karşısında bir adam. Adamlıktan çıkmış hani. Saç baş yolduran cinsten. Yolunacak denli uzamış sakalı. Göz çukurları mor mor.

Bir adam… Karşısında bir ayna. Gökyüzü gibi. Aynalıktan çıkmış hani. Bakınca bulutlar gözüküyor içinde. Yağmur damları. Damlalar ıslak ve sessiz.

Adam bir aynaya bakıyor bir de bulutlar gibi kıvranan aksine. Adam bir bulutlara bakıyor bir de ayna gibi kendini gösteren yağmur damlalarına. Adam bir hayata bakıyor bir de gözlerini kapatıp eski zamana. Adam bir eskinin hikayesine dalıyor bir de geleceğin hayaline.

Bir adam yüreğinde onulmaz yaralarla aynanın karşısında raks ediyor. Bir ayna olanca ruhsuzluğuyla adama bakıyor. Bir adam güzel hayallerle hülyalara dalıyor. Bir ayna hasedinden çat diye çatlıyor.

Adam bakıyor ruhsuz ruhsuz duran aynaya. Şöyle baştan aşağı süzüyor onu. Zannım o ki gözüne de kestiriyor hani. İhtimal yakasını buruşturacak. Ama kendini görüyor sanki de duruyor bu defa. Duruyor ayna da şöyle bir bakıp adama.

Adam kendi kendine konuşacak oluyor. Kızıp bağırmak istiyor. Öfkelenip sövmek istiyor. Sonra bakınca hicabından kızarmış aynaya, susuyor yutkunarak dilini. Düşünmek istiyor sayıklamak istiyor uykusunda. Ama başını koyunca yastığa bir de bakıyor ki uyumuş ayna.

Adam kaldırıp başını bir sigara yakıyor. Aynanın içinden dumanlar fışkırıyor. Sonra taze demlenmiş çayın buğusu. Bu arada nedense konuşacak oluyor ayna. Ancak dumana boğulmuş gibi sesi çok derinden geliyor. Adam şaşırıyor. Boğuk sesi arıyor. Hani aynadan da beklemiyor. Etrafına bakarken bir öksürük sesi duyuyor ve gerisini de hatırlamıyor.

Adam kaldırıyor başını çaydanlığın üzerinden. Bayılmış olduğunu anlıyor. Ama anlayamıyor kafası neden demlik gibi. Sonra etrafa bakınıp toplamaya başlıyor yerden aynaya yansıyan cam kırıklarını.

Uzun uzun feryat ediyor ayna. Bedeninden sökülen her cam kırığından sonra. Uzun uzun düşünüyor adam nasıl bu kadar canını acıtmış olduğunu aynanın. Sonra tekrar düşünüyor ve hayret ediyor kendine. Duyup da anlamlandıramadığı sesler aynadan geliyor aslında. Aslında görmek yetmiyor, duymak da gerekiyor bilmek için. Ağlamak da gerekiyor.

Adam ağlamaya başlıyor. Sonra duymaya. Sonra dokunmak istiyor. Aklından neler neler geçiyor da utanıp söyleyemiyor. Sonra yaklaşıyor usul usul. Yaklaşıyor ince ve narin. Yaklaşıyor sessiz ve edilgen. Dokunmak için ki dokunuyor nitekim.

Ayna ürperiyor bir süre. Teninin diken diken olmuş hali adamın ellerini kanatıyor. Adam elini çekiyor hemen. Gözlerinden yaşlar süzülüyor yanağına doğru büyük büyük. Seni seviyorum, diyor ayna. Ama aynı zamanda ellerini kesiyorum. Dokunmaman için bana ve dahi başkasına. Çünkü senin ellerin benim. Çünkü ben senin ellerinim.

mustafa kemal sağlam



Bir cevap bırak




Powered by Aykırı Edebiyat | Aykırı Edebiyat tarafından yapılmıştır.