Aynadam-II

Aynadam II

Sanırım karar verme anı geldi çattı. Ölüm ve yaşam. İnsan yaşarken ölü taklidi yapabiliyor ama ölürken yaşıyor taklidi yapmayı deneyeceğim ben.

Sanırım bu son buluşmamız olacak. Hayatın boyunca kimseyle konuşmadın biliyorum. Ama ölmek üzere olan bir adamın son arzusunu da yerine getirmeyecek misin? Konuşmayacak mısın benimle. Ki ben senin için hayatımı feda ederken. Ya benden sonra… Ben öldükten sonra da mı konuşmayacaksın?

Ah! Ne söylesem boş değil mi? Konuşmayacaksın. O zaman beni dinle. Sustuğun her haline tercüman olan duygularımla konuşacağım bu defa. Fazla vaktim yok biliyorum. Ölümüme üzülen kimse olmayacak! Hatta kimse farkına bile varmayacak. Dur bir sigara yakayım. Sen sevmezsin ama hani son defa diye soruyorum: içer misin bir tane? Peki tamam kızma. Saçmalama lüksüm olsun değil mi azıcık, seni hayata itip ölümü kucaklarken.

Neler yaptığımı biliyorum. İnsan en iyi kendini bilir, değil mi? Bu bir özür konuşması olmayacak. Zaten bedelini ödüyorum her şeyin. Aslında ödüyor muyum, o da ayrı bir mesele. Seni çocukların kanının arabaların depolarına doldurulduğu bu dünyada yalnız bırakıyorum. Neyse mesele bu değil. Zaten zamanımız azalıyor. Ve sen hayata koşmak içinsin. Ve ben ölümü beklemek içinim.

Şimdi kulağını aç ve beni iyi dinle. Kısık sesle konuşmamdan hep nefret ettin. Al işte haykırıyorum. Canımı alan alçaklara söyle: hepsinin canı cehenneme. Ve canımı alırlarken bir kadavra olacağımı düşünüp sevinmesinler. Kadavra olmayacağım ben. Ve organlarımı bağışlamıyorum. Hiç kimseye takılmayacak. Bu lanet adamdan geriye topraktan gayrı hiçbir şey kalmayacak.

Yıllar önce sırtıma taktığım, takındığım şu gömleğe diktin hep gözünü. İlk giydiğimde ne kadar da berraktı. Şimdi yakası terden simsiyah olmuş diye beyazlığından bir şey kaybetti sanma. Bu odada o kadar nöbet geçirdim, sen şahitsin. Ve bu son nöbetim. Kendimi ölüme teslim etmeden önce tüm mevzileri sapasağlam sana teslim ediyorum.

Git ve yaşa! Hayallerini kurduğum dünya senin olsun. Makinelere karşı yaşa bu hayatı. O dişlilere çomak sok. Yeri geldiğinde haykır ve konuşmaktan korkma!

Ve sözün bittiği yer. Ve senin gitmen gerekiyor. Ve benim kalıp ölümü kucaklamam senin adına. Hayatın için özür dilerim her ne kadar bu konuşma özür için olmasa da. Seni de götürmek isterdim yanımda. Ama lanet olsun her isteği olmuyor insanın. Şimdi duvarları yumruklamak vakti ellerini parçalarcasına. Duvarları yumruklamak… Ve bağırmak: Lanet olsun tüm duvarlara! Ve aynalara!

Aynaların kırılma vaktidir.

mustafa kemal sağlam



Bir cevap bırak




Powered by Aykırı Edebiyat | Aykırı Edebiyat tarafından yapılmıştır.